Evlerde Oluşan Çatlaklar ve Sebepleri - Tanımlar - 1. Bölüm

Duvar, sıva, şap ve seramik çatlakları neden oluşur? Yığma–betonarme ayrımıyla yapı elemanlarını anlattım; riskli çatlakları ayırt etmeye yardımcı reh
Evlerde Oluşan Çatlaklar ve Sebepleri
ATV gibi pek çok ulusal kanalda içeriklerim kullanıldı.
Başlangıç....

Merhaba değerli okurlarım, bu yazıyı oluşturma sebeplerimi anlatarak söze başlamak istiyorum. Ülkemiz bir deprem ülkesi ve ne yazık ki her depremde binlerce canımızı kaybediyoruz. En son yaşadığımız faciada, Maraş Depremleri'nde onbinlerce insanımız hayatını kaybetti. Daha önceki depremlerde tablo farklı mıydı?

Kısmen farklıydı diyebilirim. Bu kadar yüksek can kaybı olan bir deprem yaşamamıştık. Yakın tarihteki Elazığ ve İzmir depremlerindeki can kayıpları ise sırasıyla 41 ve 117 idi. Yani arada epey bir fark var.

Maraş Depremleri'ndeki can kayıplarının bu denli yüksek olmasının nedenine yazının ilerleyen bölümlerinde detaylıca değineceğim ancak bu yazıyı hazırlamamın temelinde Elazığ Depremi olduğu için, kendi açımdan o süreci anlatmak istiyorum.

Elazığ Depremi'nin ardından web sitemde yazdığım yazılar neticesinde her gün onlarca kişi benden danışmanlık almaya başladı. Tabii deprem vesilesiyle yazdıklarından, o süreçte günümün tamamını mailleri yanıtlamaya ve telefonları cevaplamaya ayırdım. Depremin etkisi azaldıktan sonra da danışmanlık vermeye devam ettim ve bu konuda web sitemdeki içeriklerimi artırdım.

Niyetim olabildiğince fazla insanın bilinçlenmesini sağlamaktı. Zaten depremler de art arda kendini hatırlattığı için halkımızın bu bilgilere ulaşması önemliydi. Haber kanalları dahil pek çok yayın organı da içeriklerimi sıkça kullandı.
Beni en çok keyiflendiren şey ise, uluslararası akademik yayınlarda kaynakça olarak web sitemin; Japonya Deprem Yönetmeliği ile aynı bölümde bulunmasıydı. Bazı akademik tezlerde de yine web siteme atıflar yapıldı.

Bu yazıyı oluşturma nedenime gelirsek; ülkemizin büyük bir bölümü deprem bölgesi ve beş kapak toplayan herkes müteahhitlik belgesi alıp bina yaptığı için haliyle pek çok binada sorunlar ortaya çıkıyor. (Bkz: Müteahhit firma seçerken dikkat edilmesi gereken 5 madde) Bunların büyük bir bölümünde ölümcül sorunlar yok, kabul. Ancak bazı binalarda ciddi riskler söz konusu.

Hâl böyle olunca vatandaşlarımız tedirgin. Evinde, duvarında, tavanında, kolonunda oluşan çatlaklar, yürürken sallanan döşeme (yer) veya normal gelmeyen diğer durumlar vatandaşımızı tedirgin ediyor. Dolayısıyla da her gün onlarca mail alıyorum bu konularda. Fotoğraf gönderen, video gönderen, derdini anlatan, rapor gönderen derken; ben maillere yetişemediğime karar verdim. Bir süredir de gelen mailleri yanıtsız bırakmak zorunda kalıyorum. Ancak bu durum beni mutsuz ediyor.

Tüm bu nedenlerle bu dosyayı hazırlamayı uygun buldum. Bu sayede hem ben vaktimi daha farklı projelerde kullanabileceğim hem de okuma yazması olan herkes, evinde karşılaştığı sorunla ilgili büyük ölçüde fikir sahibi olmuş olacak ve akabinde ne yapması gerektiğini öğrenecek.

Tabi ki farklı konularda, örneğin sıfırdan ev yaptıranlar için ya da inşaat aşamasında sorun yaşayanlar için ya da hukuki sorunlar yaşayanlar için danışmanlıklar vermeye devam ediyorum. Betonla, demirle, projeyle, sözleşmeyle, maliyetle, kentsel dönüşümle vb. her sorunda danışmanlık vererek okurlarımla irtibatımı sürdürüyorum. Ancak evlerde oluşan çatlaklarla ilgili danışmanlık vermiyorum. Ama endişe etmeyin. Bu yazıyı tamamen okuduğunuzda çatlaklar hakkında sizi epey fikir sahibi yapmış olacağım. Bu yazıyı okuduğunuzda neden çatlaklar konusunda danışmanlık vermediğimi de anlamış olacaksınız.

Başlamadan önce belirtmeliyim ki, bir yapı hakkında hiçbir fikri olmayan bir okura göre bu yazıyı hazırlayacağım. Ancak okurlarımın %95'i sorularına yanıt bulacak ve aradığı bilgiden çok daha fazlasını öğrenecek.

Yapı Nedir?

Yapı, insanların en temel üç ihtiyacından birine çözüm bulmak amacıyla inşa edilen barınaklara verilen isimdir. Barınma, insanların en temel hakkıdır. Tabii bahsettiğimiz konu, "güvenli bir şekilde" barınma. Güvenli bir şekilde barınmak istiyorsak yapıyı temel bir şekilde bilmemiz gerekir. Neden biz bilmek zorundayız peki? Dediğim gibi, ülkemizde herkes müteahhit ve bu nedenle de temel bilgileri halkımız bilmek zorunda.

Bu bölümde size yapıyı bir inşaat mühendisiymişsiniz gibi anlatmayacağım. Daha çok yapıyı genel kültür anlamında, bir şeyler öğreniyormuşsunuz gibi anlatacağım. Ancak anlatacağım her bir madde sizin için çok önemli olacak, bu nedenle dikkatle okuyunuz. "Bu benim binamda yok, beni ilgilendirmez" diyerek bazı bölümleri okumadan atlamayı sakın düşünmeyin. Çünkü depreme mutlaka evinizde yakalanacaksınız diye bir şey yok.

Çok sevdiğimiz bir söz var, meslektaşım Alper Bey'den duymuştum: "Depremin NEREDE olduğu önemli değil, depreme NEREDE yakalandığın önemli."

Yapılara dönecek olursak yapılar, pek çok bakış açısı ile sınıflandırılabilir. Kullanım amacına göre; konaklama yapıları (otel, konut vb.) sağlık yapıları (hastahaneler, asm'ler vb.) ibadet yapıları (camiler, kiliseler vb.) gibi bu liste uzar gider. Veya yapım yöntemine göre, üretim şekline göre vb. sınıflandırmak mümkün. Ancak bizim mutlaka bilmemiz gereken şey ise taşıyıcı sistemine göre sınıflandırma.

Evet, binamızı taşıyan bir şeyler olmalı. Nasıl ki oturduğunuz koltuğun bir ayağı var, nasıl ki köprülerin birer ayağı var, binalarımızın da değişiklik gösteren taşıyıcıları, ayakları var. Bu ayaklar bazen tuğla, bazen bims, bazen gazbeton, bazen kerpiç, bazen taş, bazen ahşap, bazen betonarme, bazen de çelik olabilir.
taşıyıcı sistemde kullanılan malzemeler

Bu yazımda ülkemizde en çok bulunan taşıyıcı sistem sınıfları olduklarından; yığma yapılara ve betonarme yapılara değineceğim. Diğer sınıflara ise değinmeyeceğim.

Yığma Yapı Nedir?

Öncelikle yığma yapı kavramını anlamamız gerek. Şehir merkezindeki yeni yapılarda artık yığma bir yapı bulmak oldukça güç. Ancak eski yapılar arasında ve köylerde hâlâ sıklıkla karşımıza çıkan bir yapı türü.

Yığma yapılarda taşıyıcı sistem (tuğla, gazbeton, bims, kerpiç, taş vb) aynı zamanda bölme duvar görevi de görür. Taşıyıcısını oluşturduğu malzemeden (Örn. Tuğla) bütün oda sınırları ve mülk sınırları inşa edilir. Bu yapılarda alışageldiğimiz betonarme sistem taşıyıcı değildir. Bu yapılarda tuğla, gazbeton, bims, kerpiç, taş vb. elemanlar taşıyıcıdır.

Betonarme yapılarda (yazının ilerleyen bölümlerinde göreceğiz) yapıyı ayakta tutanlar kolon gibi betonarme elemanlarken, yığma yapılarda duvarın tamamı taşıyıcı rol üstlenir.

Yığma yapılarda kullanılan tuğla, taşıyıcı tip tuğladır. Tuğla dediğime bakmayın, bims, gazbeton veya bu tipte bir malzeme... Betonarme binalarda sadece odaları bölmek için kullanılan zayıf tuğlalar ile karıştırmayın. İkisi farklı malzemeler. Örneğin yığma yapılarda kullanılan taşıyıcı tuğlalar "düşey delikli tuğlalar" olarak anılırken, betonarme yapılarda kullanılan ve sadece oda bölmesi vasfı taşıyan zayıf tuğlalar ise "yatay delikli tuğlalardır".
Yığma Yapı Nedir?
Yığma yapılarda taşıyıcı sistem; duvarların kendisi olduğu için, duvarlarda oluşan çatlaklar bizim için önemli olacak. Betonarme yapılarda ise bu durumu bu kadar önemsemeyeceğiz. Tane tane ilerleyelim.

Zaman zaman yığma yapılarda, tıpkı betonarme yapılardaki gibi kolonlar ve kirişler görmeniz mümkün. Öncelikle betonarme yapıları anlatıp, ardından bu konuyu kısaca izah edeceğim.

Betonarme Yapı Nedir?

Tarihi çok eski olan betonun bilinen haliyle kullanımı o kadar da eski değil. İnternette biraz araştırmaya kalkarsanız betondan söz edildiğinde konu Mısır Piramitleri'ne kadar dayanır. Ancak bugünkü konumuz kesinlikle bu olmayacak.

Betonu az çok biliyorsunuz. Peki neden beton yapı yerine betonarme yapı terimini kullanıyoruz? Çünkü beton ile betonarme arasında önemli bir fark var. O da betonarmenin güçlendirilmiş beton anlamına gelmesi. Peki betonu nasıl güçlendirebilirsiniz? Tabii ki çelik ile ya da bilinen tabirle "inşaat demiri" ile.

Yapı inşa edilirken betonun içinde inşaat demirleri dizayn edildiği şekliyle yerleştirilirse; bu yapı artık beton değil, betonarme bir yapı haline gelir. Peki neden betonun içine çelik (inşaat demiri) ilave etme gereği duyduk.

Beton; oldukça gevrek bir malzeme. Yani çubuk kraker gibi düşünün. Nasıl da kolaylıkla kırarsınız değil mi? Beton da işine geldiğinde çok kuvvetli, işine gelmediğinde çok zayıf. Yani "basınç" kuvvetine karşı çok iyi dayanıklı ancak "çekme" kuvvetine karşı çok dayanıksız. Çekme kuvvetini anlamak için az önce verdiğim çubuk kraker örneğini hayalinizde canlandırabilirsiniz. Çubuk krakeri ortasından ittirerek bir tarafında çekme kuvveti oluşturmuş olursunuz ve bu da kırılmaya neden olur.

Eğer betonun içine çelik koymasaydık; deprem daha gelmeden kirişler ve döşemeler eğilir, kırılır ve çökerdi. İşte tam olarak bu senaryo gerçekleşmesin diye betonu, betonarme haline getiriyoruz.

Peki çelik kullanılmadan önce beton türü ürünlerle nasıl yapılar inşa ediliyordu? O zamanlar; yapılarda kubbe sistemi kullanılıyordu. Bu sayede beton hiçbir zaman "çekme kuvvetine" maruz kalmıyordu. Ancak o sistem, hızla gelişen sanayiyi ve nüfusu karşılayacak kadar hızlı yapılaşmamızı ve alanlarımızı verimli kullanmamızı sağlamayacaktı. Bu nedenle çelik, medeniyetlerin kurtarıcısı oldu.

Çelik sayesinde artık betonlar, "çekme kuvvetine" karşı daha dayanıklıydı. Bu sayede deprem anında oluşan ilave gerilmeleri de aşma şansımız oluştu.

Ancak tabi bunun da bir dezavantajı var. Çelik korozyona uğrayan bir malzeme. Bu da yapılara belirli bir ömür biçmemize neden olan etmenlerden biri. Halbuki Mimar Sinan'ın eserleri için aynı şeyleri konuşmuyoruz.

Tabi Mimar Sinan'ın eserlerindeki amaç, günümüzdeki gibi sanayileşen ve büyüyen toplumların barınma sorununu en hızlı ve en pratik şekilde çözmek değildi. İmparatorluk kaynaklarıyla inşa edilen ve birkaç ayda bitmesi zorunlu olmayan, prestij projeleriydi. Günümüzde ise kapitalist sistem, en dar bütçelerle hem projelerin zamanla yarışmasına hem de en kısa sürede en fazla üretimin yapılmasını istiyor. Aksi halde firmaların ayakta kalabilmesi pek mümkün değil. Dolayısıyla günümüz koşullarıyla, eski zamanlardaki yapıları kıyaslamak doğru olmaz. 
Betonarme Yapı Nedir?

Kolon nedir?

Kolon, yapının düşey taşıyıcı elemanlarına verilen isim. İçinde projesine göre demirler var. Ana donatılar, etriyeler, çirozlar; kolonların içinde bulunan ve farklı faydaları sağlayan demirlerdir. Her birinin bulunduğu yere göre farklı isimleri olabilir.

Kolonlar, 2007 Deprem Yönetmeliği'ne göre en az 25cm x 30 cm olabilirken; 2018 Deprem Yönetmeliği ile 30cm x 30cm alt limitle sınırlandırılmışlardır. Tabii çoğu binada çok daha büyük ebatlar görüyoruz. Tabii ki bu konu inşaat mühendisinin detaylı hesaplarıyla belirlenen bir durum.

Kolonlar farklı geometrilerde olabilir; L şeklinde kolonlar, kare kolonlar, dikdörtgen kolonlar veya dairesel kolonlar sıklıkla karşımıza çıkıyor.

Kiriş nedir?

Tavandan sarkan, gördüğünüz dişler kirişlerdir. Yatay elemanlardır. Döşemelerden (tavanlardan) aldıkları yükleri kolonlara iletirler. Bir tür dağıtıcı toplayıcıdırlar.

Ancak bazı yapılarda kirişleri görmeyiz. Kirişler; döşemenin içine gizlenmiş olabilirler. Bunun detayını ve risklerini yazının ilerleyen bölümlerinde izah edeceğim.

Döşeme nedir?

Döşeme, yürüdüğümüz yerin adıdır. Tavan da bir döşemedir. Üst katımızda yaşayanlar da orada yürüyor. Döşemeler; insanların barınaklarını konforlu kullanmaları için yapıda bulunan yükleri (eşya, insan, yük vb.) güvenli bir şekilde kirişlere iletirler. Döşeme; kirişlere ve kolonlara nazaran daha ince ve eğilmeye müsait bir elemandır.

Farklı tipte döşemeler olabilir. Genel anlamda klasik kirişli döşemeler, dişli (asmolen) döşemeler ve mantar döşemeler sıklıkla karşımıza çıkar.

Perde nedir?

Perde ise kolon gibi düşey taşıyıcı eleman olmasının yanında; tıpkı yığma binalardaki taşıyıcı duvarlar gibi; geniş bir alana yayılan ve bu sayede kolonlara göre çok daha kuvvetli bir şekilde depreme karşı koyan elemanlardır.

Betonarme perdeler, yapının depreme karşı gösterdiği performans için çok önemlidir. Eminim hatırlıyorsunuzdur, TOKİ binaları 6 Şubat Depremleri'nde gayet başarılı bir sınav verdi. Çünkü TOKİ evlerinde genellikle taşıyıcı sistemler tamamen perdelerden oluşuyor. Tamamen perdelerden oluşan sistemlerde ise kalıp sistemi olarak tünel kalıp kullanılır. Bu sayede iş daha hızlı ilerler. Günlük hayatta karşınıza çıkabilecek; "Bu bina tünel kalıp" cümlesi ile tariflenmek istenen aslında binanın perdelerden oluştuğudur. Şöyle düşünün; düşey yük altında kolonlar binaları taşır. Ancak yatay yük karşısında (deprem vb.) kolonlar çok narin kalacaklardır. Yatay yüke en iyi tepki gösteren yapı elemanı ise betonarme perde duvarlardır.

Betonarme perde duvarların yararları nedir?

Betonarme perde duvarların yararları nedir?

  • Deprem kuvvetlerini karşılarlar. Depreme karşı binanın sigortasıdır adeta.
  • Düşey yükleri taşırlar.
  • Binanın deprem anında daha az hareket etmesini sağlarlar.
  • Deprem anında yapısal elemanların (kolon, kiriş vb.) hasar alma ihtimalini azaltırlar.

Temel nedir?

Temel, perdelerden ve kolonlardan gelen yükleri zemine düzgün bir şekilde yayan yapı elemanlarıdır. Kendi içlerinde radye temel, sürekli temel, duvar altı temel, tekil temel gibi farklı yapılara ayrılırlar.

Yığma binalarda genellikle duvar altı temellerinin olduğu görüyoruz. Betonarme yapılarda ise eski yıllarda tekil temel yaygınken günümüzde sürekli temel ve radye temel daha yaygın.

Tekil temel daha az beton ve demir ihtiyacı nedeniyle eskiden tercih edilirdi. Ancak zamanla binalarda farklı oturmalar ve beklenmeyen hareketler oluşmaya başlandı. Tabii iyi tasarlanan tekil temellerde de bir sorun yok; ancak zemin bilinmeyenlerle dolu ve mühendisi yanıltır.

Dolayısıyla günümüzde zemine daha geniş bir taban alanıyla basan sürekli temeller ve radye temeller kullanılıyor. (Bkz: Radye temellerin dezavantajları)

Karma Sistemler

Yığma yapı bölümünde bahsettiğim; yığma yapılarda da betonarme kolonların ve kirişlerin olduğu duruma ve diğer karma yapılara bu başlık altında değinmek istiyorum.

Yığma yapılarda da düşey hatıl ve yatay hatıl dediğimiz küçük koloncuklar ve küçük kirişçikler olabilir. Bunlar betonarme sistemlerle karıştırılmamalıdır. Bunları betonarme yapılardan ayıran en temel özellik; bunların kesitlerinin küçük boyutlu olmasıdır.

Bunun dışında özellikle Malatya'da çok sık karşılaştığım bir durumu da buraya yazmak istiyorum. Teoride olan ancak çok katlı yapılarda uygulamasıyla pek fazla karşılaşmadığımız bir taşıyıcı sistem: Karma yapı. 6 Şubat Depremleri'nden sonra görevlendirmem Malatya'ya çıkınca Malatya'da epey bir binada hasar tespitinde bulundum. Ve olarak karşılaştığım karma yapılar, hem tuğlaların hem de betonarme elemanların taşıyıcı rol üstlenmesi ile inşa edilmişlerdi. Tek katlı köy evlerinde bu sıklıkla yapılıyor. Ancak apartmanların karma sistemle inşa edildiğine rastlamamıştım.

Malatya'da ise bu durumla da karşılaştım. Apartman yapılarında da (projeli olup olmadığını bilmiyorum) ama karma sistemlerle inşa edilen yapılar vardı.

Yapı Elemanları

Yapıyı genel kültür sahibi olacak kadar anladıysak artık yapı elemanlarını öğrenmeye başlayabiliriz.

Beton

Konuya tabii betonla başlamak gerek. Temellerimizin, betonarme yapılarımızın ve daha birçok şeyin esas elemanı betondur. Bu yazıda daha önce de bahsettiğim gibi, betonun yapılarda kullanımı "betonarme" şeklindedir, yani güçlendirilmiş beton. Hatırlayalım, betonu nasıl güçlendiriyorduk? Çelik ile yani bilinen tabirler inşaat demiri ile.

Beton konusuna yazımın başında epey bir yer verdiğim için bu defa bu konuyu hızlı geçmek istiyorum, müsadenizle. (Bkz: Hazır beton fiyatları - sürekli güncel)

Tuğla, Gazbeton, Bims vb.

Tuğla, gazbeton, bims konusu yığma yapılarda ve karma yapılarda farklı amaçla kullanılırken betonarme yapılarda daha farklı amaçla kullanılıyor. Ben kısaca hepsine tuğla diyeceğim yazımın devamında.

Yığma ve karma yapılarda ne görmüştük? Tuğlalar taşıyıcı rol üstleniyor. Yani binanın taşıyıcı sistemi tuğlanın ta kendisi. Dolayısıyla iyi tuğla, iyi işçilik ve doğru mühendislik şart.

Tuğlalar üstlenecekleri role göre üretilirler. Örneğin 8.5 cm kalınlığındaki ve 13.5 cm kalınlığındaki tuğlaları yığma binalarda kullanamazsınız. Neden? Çünkü yığma binalarda tuğlanın taşıyıcı bir rol üstlenmesi gerekiyor. 8.5'luk ve 13.5'luk tuğlaları betonarme binalarda oda bölmeleri ve mülkiyet sınırları bölmeleri için kullanabilirsiniz. Peki hangi tuğlanın nerede kullanılacağına nasıl karar vereceğiz?

Bunun için de bir yöntem var tabii. Tuğlalar yatay delikli tuğlalar ve düşey delikli tuğlalar olmak üzere ikiye ayrılırlar. Yatay delikli tuğlalar betonarme yapılarda, düşey delikli tuğlalar ise yığma yapılarda kullanılır.
düşey delikli tuğlalar ile yatay delikli tuğlaların farkı
Öyleyse kafanızda soru işareti oluşturan bir yanılgıyı daha bertaraf ettik sanırım. Neden artık yeni binalarda incecik tuğla kullanıyorlar? Çünkü yeni yapılar genellikle betonarme ve taşıyıcı sistemleri tuğladan oluşmuyor. Dolayısıyla tuğlalar sadece oda bölmesi ve mülkiyet sınırı bölmesi olarak kullanılıyor. Yapının dayanımına hiç etkisi yok mu peki? Var ama bu başka bir makalenin konusu.

Betonarme binalarda; yığma yapılardaki tuğlaların kullanılması binaya gereksiz bir yük ilavesi demek. Unutmayın; bir bina ne kadar ağırsa, deprem kuvveti o kadar çok etkiler. (Basit bir fizik kuralı aslında; F=m x a; yani kuvvet, kütle ile ivmenin çarpımı ile bulunuyor. Kütle büyürse, yapıya etkiyen deprem kuvveti de büyür.)

Bu vesileyle, betonarme binalarda daire aralarında ses yalıtımı sağlamak amacıyla projesinde o şekilde olmamasına rağmen çift duvar ören / ördüren kişiler de aslında bilmeden binalarına zarar veriyor olabilirler. Düşünsenize 20 daireli bir yerde herkesin ilave bir duvar ördürdüğünü...

Duvar eklemek kadar duvar kaldırmak, yani duvarı yıkımı da betonarme binalarda soruna yol açabilir. Çünkü binalarımızın yumuşak kat / zayıf kat problemlerinden dolayı yıkılmasına neden olabilir.

Kaba Sıva

Kaba sıva konusuna gelirsek, kaba sıva için öncelikle kavram kargaşasını ortadan kaldırmamız gerek. Kaba sıva esas olarak duvar üzerine yapılan ilk kat, kalın tabakaya verilen isimdir. Yaygın kullanımda çimento ile veya alçı ile yapılır.

Çimento tercih edilirse "çimentolu kaba sıva" veya "kara sıva" tabirleri kullanılır. Alçı tercih edilirse "kaba alçı sıva" tabiri kullanılır. Çimentolu kaba sıva işlemi hem vakit olarak hem de nakit olarak pahalıya geldiğinden, müteahhit firmalar doğrudan kaba alçı sıva işlemi yaparlar. Ya da günümüzde çimentolu kaba sıvaya alternatif olarak "çelik sıva" ürünleri üretilmiştir ki çelik sıva; tıpkı alçı gibi makine ile yapılabildiği için vakit açısından müteahhit firmaya avantaj sağlar.

Çelik sıva da çimento içerir, dolayısıyla kullanılmasında mahsur görmüyorum. Ancak çimentolu kaba sıva veya çelik sıva katmanı uygulanmadan doğrudan alçı kaba sıva işlemi ile başlamak, birtakım riskler barındırıyor.

Çimentolu kaba sıva iyi bir bağlayıcıdır. Tuğla duvarları birbirine bağlar. Aynı zamanda çekme gerilmelerine karşı da (hatırlayın, çubuk kraker örneği) alçıya göre daha dayanıklıdır. Alçı ise en ufak bir gerilmede çatlar. Dolayısıyla çimentolu kaba sıva olmayan yapılarda çatlaklar daha sık görülmektedir. Eğer çimentolu kaba sıva uygulaması yapılmayacaksa alçı kaba sıva işleminin tamamen fileli yapılması bu çatlakları engelleyebilir. Tabi bunu yapana kadar çimentolu kaba sıva uygulaması veya çelik sıva uygulaması yapmak daha pratik olacaktır.

Sıva veya Boya

Kaba sıva işlemi seçilen bir malzeme ile tamamlandıktan sonra artık "kaba karışık" dediğimiz sıva katmanına geçilir. Son olarak da saten sıva yapılır. Üzerine de zımpara+boya yapılır.

Kaba sıvanın üzerindeki katmanlar için de yine çimentolu ince sıva veya kaba karışık alçı sıva tercih edilebilir ancak günümüzde yaygın uygulama kaba karışık alçı şeklinde uygulama olmaktadır. Yani işin özeti ilk katmanda çimentolu ürün kullandıktan sonra; sonraki aşamalarda alçı katmanları tercih edilir.

Son olarak da boya işlemi yapılır. Boya, yapı marketlerden rahatlıkla alabileceğiniz, içine pigment ilave edilerek renklendirilen ve kovalarla satılan bir malzeme. Yani eve girdiğinizde gördüğünüz katman aslında boya katmanı. (Bkz: Hangi boyayı tercih ettim?)

Kartponpiyer veya Alçıpan Tavanlar (Dekoratif Ürünler)

Genellikle tavanlarla duvarların birleşim bölgesinde karşılaştığımız kartonpiyerler eskiden genellikle dökme alçı ile yapılırdı. Günümüzde daha hafif prefabrik ürünler tercih ediliyor. Tabii günümüzdeki ürünler eskiye nazaran daha "yumuşak". Parmağınızla bastırdığınızda ürünün içeri doğru gömüldüğünü görebilirsiniz.

Alçıpanlar ile asma tavanlar veya duvarlardaki TV nişleri veya diğer dekoratif yapılar oluşturulabilir. Alçıpan esas olarak "alçı panel" kelime grubunun kısaltması.

Şap

Şap, esasında yüksek dayanım gerektirmeyen bir beton. Şantiyede hazırlanan veya hazır beton santralinden gelen, zemini düzleyip tesisatı kapatmak, asansör, merdiven ve daire kotlarını düzenlemek ve yer yer akıntı vermek için yapılan bir uygulama. Ancak başa dönecek olursak, esasında bir beton. Ancak içinde demir yok. Yani gevrek bir malzeme, hatırlayın, çubuk kraker örneği...

Dolayısıyla şap uygulamasında, uygulama standartları harfiyen uygulanmazsa çatlamalar bolca görülür.

Duvar Kağıdı

Duvar kağıdı, saten alçı işleminden sonra veya boya işleminden sonra duvarı kapladığımız bir malzemedir. Duvar kağıtlarının üretim teknolojisine göre farklı sınıfları vardır.

Seramik

Kil gibi malzemelerin katkılarla pişirilmesiyle elde edilen seramik, banyolarımızı, mutfaklarımızı süsleyen oldukça önemli bir yapı malzemesidir. Seramik, tıpkı beton gibi gevrek bir malzemedir. Yani çubuk kraker gibidir. Dolayısıyla alt yapısında oluşan çatlaklar genelde yüzeyde de seramik çatlağı ile kendini belli eder. (Bkz: Malzeme ve işçiliklerin güncel fiyatları)

İnşaatın unsurlarını tanıdık. Bundan sonra konuşacağımız her çatlak, aslında bu unsurlardan hangisinin "konuştuğunu" anlamaya çalışmak olacak.
Merhaba, ben Emirhan Aydın, inşaat mühendisiyim ve aile şirketimiz 27 yıldır Kütahya inşaat sektörünün en önde gelen firması. Blogumdaki içerikler sizlere fayda sağlanması açısından hazırlanmış özenli yazılardır. Ancak unutmayın ki inşaat işlerinde bir profesyonele danışmak en iyisidir. Lütfen kafanıza takılanları bana sormaktan çekinmeyin. Bana sosyal medya hesaplarımdan veya buradan ulaşabilirsiniz.

Görüşmeye katılın