Yeni Nesil Oda mı, Sosyal Medya Yönetimi mi?
Son İMO İstanbul seçim sürecinde en çok duyduğumuz ifadelerden biri “yeni nesil oda” tabiri oldu. Sadece seçim döneminde değil, sonrasında da bu sö...
"Yeni Nesil Oda" Söylemi Nereden Çıktı?
Son İMO İstanbul seçim sürecinde en çok duyduğumuz ifadelerden biri “yeni nesil oda” tabiri oldu. Sadece seçim döneminde değil, sonrasında da bu söylem sürekli tekrarlandı ve bir vizyon ifadesi olarak sunuldu.Bu söylemin altı dolu olsaydı, gerçekten güçlü bir iddiaydı. Çünkü “yeni nesil oda” demek; klasik reflekslerin dışına çıkmak, ezberleri bozmak ve meslek odasını daha teknik, daha analitik ve daha etkili bir yapıya dönüştürmek demekti.
Kriz Anı: Gerçek Vizyonun Test Edildiği Yer
Ancak İstanbul Fatih’te yaşanan bina çökmesi sonrası yapılan açıklamaya baktığımızda, bu iddianın karşılığını görmek zor.Ortaya konan ve buram buram yapay zeka kokan metin; plansız yapılaşma, denetim eksikliği ve bilinç gibi artık herkesin ezbere bildiği ifadelerin ötesine geçemiyor. Oysa bir bina durduk yere çökmez. Her yıkımın arkasında teknik bir gerçeklik vardır.
Bu tür olaylarda meslek odasından beklenen;
👉 “neden oldu?” sorusuna teknik cevap vermesi,
👉 süreci analiz etmesi,
👉 kamuoyunu somut verilerle aydınlatmasıdır.
Bu yapılmadığında ortaya çıkan şey yalnızca eksik bir açıklama değil, aynı zamanda kaçınılmış bir sorumluluktur.
Yeni Nesil Oda Söylemi, Sadece Sözle Olmaz
“Yeni nesil oda” gibi iddialı bir söylemi kullanmak kolaydır. Zor olansa, bu söylemin altını doldurmaktır. Çünkü bu ifade; sahada karşılığı olan işler üretmeyi, mesleğin kronik sorunlarına dokunmayı ve somut çıktılar ortaya koymayı gerektirir.Eğer gerçekten “yeni nesil oda” diyorsan; şehrindeki yapı stoğu envanterini çıkarma çalışmalarını başlatabilmelisin. Ruhsat süreçlerini dijitalleştirerek şeffaflığı sağlayabilmelisin. Hatalı veya kusurlu zemin iyileştirme uygulamalarına müdahale edebilmelisin. Zemin etütlerinde kamera kaydı gibi denetim mekanizmalarını hayata geçirebilmelisin. Şantiye şefliği gibi kritik bir alanda, mesleki emeğin karşılığını ciddi şekilde artırabilmelisin. Bunları eleştiri olarak değil, pozitif bir yol haritası oluşturmak için yazıyorum.
Bunlar olmadan kurulan her “yeni nesil” cümlesi, sadece bir slogandır.
Gerçek Oda Refleksi: Sahada ve Teknik Zeminde Var Olmak
Bu noktada mesele sadece eleştirmek değil, karşılaştırmaktır. 6 Şubat depremlerinden sonra ortaya konan refleks, bir meslek odasının kriz anında nasıl davranması gerektiğini açıkça göstermiştir.Kısa sürede organize olan ekipler, sahaya yönlendirilen teknik kadrolar, kurulan koordinasyon mekanizmaları ve üretilen çözümler… Bunlar bir açıklamadan çok daha fazlasıdır.
Çünkü meslek odası olmak; metin yazmak değil, sahada ve teknik zeminde var olmaktır.
Yeni Nesil Oda mı, Yeni Nesil Paylaşım mı?
Bugün İstanbul’da gördüğümüz tablo ise farklı bir yere işaret ediyor. Sürekli yeni üye paylaşımları, ziyaret haberleri ve özellikle Gümüşhane derneklerinin hayırlı olsun ziyaretleri…Elbette bunlar bir kurumun doğal faaliyetleridir. Ancak bu içerikler, “yeni nesil oda” vizyonunun merkezine oturuyorsa, burada ciddi bir problem vardır.
Çünkü yeni nesil bir meslek odası;
👉 ziyaret paylaşan değil, gündem belirleyen
👉 görünür olan değil, etkili olan
👉 analiz eden bir yapı olmalıdır
“Yapmadık Dememek İçin” Yapılan İşler
Daha da dikkat çekici olan ise son dönemde gerçekleştirilen bazı faaliyetlerin niteliği. Seçmen kitlesine şirin görünmek için yapıldığı açıkça hissedilen, Ramazan ayının son günlerine sıkıştırılmış, önceden duyurulmamış, çok sınırlı kontenjanla ve düşük katılımla yapılan bir iftar organizasyonu… (16 Mart tarihinde duyuruldu, 17 Mart tarihinde iftar organizasyonu gerçekleştirildi.)Bu tür organizasyonlar elbette yapılmalıdır. Ki biz de her sene yapıyoruz. Ancak mesele burada organizasyonun kendisi değil, ortaya koyduğu yaklaşımdır. Eğer bir faaliyet; geniş katılım hedeflemiyorsa, gerçek bir etkileşim üretmiyorsa ve sadece “yapıldı” demek için gerçekleştiriliyorsa, skor üretme amacındaysa; bu artık bir faaliyet değil, bir algı üretimidir. Özellikle de meslek örgütleri, iftar organizasyonlarında her kesimi kapsayan kucaklayıcı organizasyonlar yapmalıdır.
Asıl Soru: Değişen Söylem mi, Yaklaşım mı?
Bugün gelinen noktada şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Gerçekten değişen ne? Çünkü kriz anında teknikten uzak klasik açıklamalar yapılıyor, günlük oda ziyaretleri faaliyet gibi sunuluyor ve faaliyetler yüzeysel kalıp skor üretmek için yapılıyorsa burada değişen yalnızca kullanılan kelimelerdir.Meslek odaları sosyal medya akışı yönetmek için değil, mesleğin yönünü belirlemek için vardır. “Yeni nesil oda” iddiası, en çok kriz anlarında anlam kazanır. Ve bu anlarda fark ortaya konulamıyorsa; bu iddia bir vizyon olmaktan çıkar, doğrudan bir hayal kırıklığına dönüşür.
Utanç Duydum
Değinmek istediğim bir başka konu daha var. Her ne kadar İMO İstanbul'u yapıcı yönde eleştirsem de - çünkü ilk kez iktidara gelen amatör ruhlu bir yönetim var - İMO Bursa için bu kadar naif sözler söylemem mümkün olmayacak.
Bursa'da düzenlenen ve "Beklenen Marmara Depremi ve Bursa; Risk Yönetimde Meslek Odalarının Rolü" çalıştayında İnşaat Mühendisleri Odasının "yoğun programı nedeniyle" paydaş olmadığını öğrendim. Bakın programda Mimarlar Odası var, Jeoloji Mühendisleri Odası var, Jeofizik Mühendisleri Odası var, Şehir Plancıları Odası var, Veteriner Hekimler odası bile var... Bununla da bitmedi, Tabipler Odası'ndan Gıda Mühendisleri Odası'na kadar bütün meslek odaları var. Ama İnşaat Mühendisleri Odası, şehrin deprem çalıştayından daha önemli işlerle megul olmalı ki yoğun programları nedeniyle paydaş olamamışlar.
Vallahi utandım. Bursa'da "lider oda" terimini kullanan ve sözde meslek odalarının lideri olması beklenen bir meslek odası depremle ilgili bir çalıştayda yer almıyor. İşin aslını hepimiz biliyoruz tabi yoğunluk falan bahane... Kendilerini Tabipler Odası ile ya da TMMOB'a bağlı odalarla aynı masada görmeye katlanamıyorlar. Odayı bir siyasi partinin arka bahçesine o denli çevirmişler ki nefret gözlerini bürümüş... Güya TMMOB'a karşı değiliz diyorlar ama siyasi nefretleri, şehrin kaderinin değerlendirileceği bir organizyona katılmalarına bile engel oluyor.
Ben ne beklerdim? Lider oda o çalıştayda söz sahibi olabilmeliydi. Lider oda o deprem çalıştayına yön verebilmeliydi. Lider oda ne "o varsa ben yokum" diyebilecek kadar, ne de "küstüm gelmiyorum" diyecek kadar alçalmamalıydı. Bursa halkı için çok üzgünüm, ancak en çok da Bursalı inşaat mühendisi meslektaşlarım için üzgünüm. Tarihte Bursa'ya delege kaybettiren ilk yönetimin, bırakın Bursa'nın lider odası olmasını, birkaç arkadaşıyla oluşturduğu dar bir çevrede ve yurtdışı programlarıyla şekillenen o yapı içinde bile gerçekten liderlik ortaya koyabildiğinden şüpheliyim.


Görüşmeye katılın