İMO Seçimleri 2026: Sandık Bitti, Şimdi Hesap Zamanı

İMO 2026 seçim sonuçlarını şehir şehir analiz ettim. İstanbul’da 42 oy farkı gerçeği yansıtıyor mu? Çağdaş Grup neden kaybetti, siyasi yankılar ne anl

İMO Seçim Haritası
Genel Tablo: Sakin Bir Yüzey, Derin Bir Kırılma

İnşaat Mühendisleri Odası'nda seçim süreçleri tamamlandı. Türkiye'nin dört bir yanında sandık kuruldu, inşaat mühendisleri oy verdi ve yeni yönetimler belirlendi. İlk bakışta tablo sakin görünüyor. Birçok şehirde istikrar devam ediyor, tabii bazı yerlerde değişimler de yaşandı. Büyük çaplı değişimler sınırlı kaldı. İstanbul hariç...

İMO İstanbul seçimi sonucu tüm bu tablonun önüne geçti. Hiç beklenmeyen bir değişim yaşandı ve AKP çevrelerine yakın grup 42 yıl sonra ilk kez seçimi kazandı. İstanbul; önemli bir kilometre taşıydı. Çünkü bu seçimler artık yalnızca meslek camiasının değil, kamuoyunun da gündeminde. Bu seçimler yalnızca isim değişimi olarak okunamaz. Meslek örgütlerinin yönü, refleksi ve bağımsızlığı açısından kritik bir eşikte duruyoruz.

İstanbul: Rakamlar Ne Söylüyor?

Resmi fark 42 oy. Bu sayı dolaşıma girdi, "kıl payı" anlatısı inşa edildi. Ama bu anlatı gerçeği örtüyor.

Tabloya bütünüyle bakıldığında, MHP çizgisine yakın üçüncü grubun aldığı oylar da hesaba katılmalı. Bu oylar Çağdaş Gruba değil, sağ cepheye ekleniyor. Fark o zaman üç yüzün üzerine çıkıyor. "Kıl payı kaybedildi" yorumu, hem siyasi hem de matematiksel olarak yanıltıcı.

Üstelik oy dağılımı incelendiğinde başka sorular da gündeme geliyor. Genç meslektaşlar neden Çağdaş Gruba oy vermekten imtina ediyor? Ülke siyasetinde AKP'nin kan kaybettiği bir süreçte eş zamanlı olarak Çağdaş Grup nasıl kan kaybedebiliyor? Çağdaş Grubun geleneksel kalelerinde erozyon var mı? Yeni üye profilinin görüşleri neden değişti, yoksa mevcut üyeler sandığa mı gitmedi? Bu soruların yanıtları, kaybın yüzeysel bir "42 oy farkı" meselesi olmadığını ortaya koyuyor. Çağdaş Grup kendi tabanında da çatlak yaşadı.

imo istanbul seçmen yaşı grafiği

Üstteki fotoğrafın kaynağı linkedin'de Özcan Öz beyefendi. Kendisinin linkedin paylaşımına buradan erişebilirsiniz: https://www.linkedin.com/posts/dipuinsaat_imo-imoistanbul-seaexim-activity-7429173756813570048-8Vf4?utm_source=share&utm_medium=member_desktop&rcm=ACoAABKgNU0BwO_JtLIwOi3xkkcQwqiShZ1rsig

Grafik yığışmalı tablo olarak geçiyor. Yani bir düşey çubukta hangi renk fazla ise o grup daha fazla oy almış demek. Özcan Bey'in verdiği örnekten gidersek: "Tabloyu okurken örnek 2 numaralı sandık: Mühendislikte Birlik (kırmızı) 3 + Çağdaş (mavi) 83 + Uygarlık Mühendisleri (turuncu) 7 olarak okunması gerekir. En üst seviye ise o sandıkta alınan toplam oyu gösterir."

Buradan çıkarılacak çok fazla sonuç var. Ama en önemlisi belli bir yaşın altındaki seçmen Çağdaş Gruba oy vermiyor. İşin enteresan yanı o belli yaşın altındakilerde sandığa gitme oranı da çok düşük. Çağdaş Grubun genç seçmene dokunamadığı ve AKP grubunun bu açığı iyi değerlendirdiği çok açık.

Çağdaş Grup'un Çöküşü: Bir Trajedi mi, Bir Kaçınılmazlık mı?

Çağdaş Grup İstanbul İMO'yu yıllardır yönetiyordu. Bu süre zarfında meslek camiasına önemli katkıları oldu, bunu belirtmek gerekir. Ancak uzun iktidar dönemleri kendi hastalıklarını da üretiyor. Ve son yıllarda bu hastalıkların belirtileri giderek belirginleşti.

Birincisi, örgütlenme refleksi köreldi. Sahada aktif olan, üye toplantılarına giden, meslek sorunlarını takip eden bir yapı olmaktan çıkıldı. Rutin yönetim pratiği, dinamik örgütsel çalışmanın önüne geçti. İktidar konforu, tehlike sinyallerini okumayı zorlaştırmış belli ki.

İkincisi, üyeyle bağ zayıflamış. Meslek odaları güçlerini kurumsal konumlarından değil, üyeleriyle kurdukları canlı ilişkiden alır.

Sandık sonucu bu tablonun üzerine geldi. Ve çok netti.

Siyasi Bağlam: Meslek Odaları Nerede Duruyor?

Türkiye'de meslek odaları uzun süredir siyasi gerilimin odaklarından biri. Hükümetin bu yapılara bakışı karmaşık: Bir yanda bağımsız sivil toplum kuruluşu olarak yasal statüleri var. Öte yanda özellikle muhalif çizgideki odaların hareket alanı her geçen yıl biraz daha daraltılmaya çalışılıyor. Zorunlu üyeliğin kaldırılması gündeme getirildi, yetki alanları sorgulandı, bazı örgütler yargısal baskıyla karşı karşıya kaldı.

Bu tabloda İstanbul İMO seçimi, teknik bir örgüt içi oylama değil; fiilen siyasi bir dönüşüm sürecinin parçası olarak okunuyor. Ve bu okuma boşlukta üretilmiyor. Seçim sonrasında gelen siyasi tepkiler bu yorumu doğrular nitelikte: Cübbeli Ahmet'ten Süleyman Soylu'ya uzanan bir yelpazede kutlama mesajları, AKP İstanbul yönetiminden art arda tebrikler... Bu tablo, bir meslek odası seçiminin sıradan bir yönetim değişiminin çok ötesine geçtiğini açıkça gösteriyor.

Meslek odalarının gücü, toplumsal meşruiyetlerinden geliyor. Bu meşruiyet ise bağımsızlık algısıyla doğrudan bağlantılı. Bir seçim sonucu hükümet çevrelerinde coşkuyla kutlandığında, o odanın kamusal alanda tarafsız teknik otorite olarak konumlanması güçleşiyor. Yeni yönetim bu gerçekle başa çıkmak ve "AKP'nin arka bahçesi" imajından sıyrılmak zorunda.

Tekbirlerle yapılan kutlamalar ayrı bir mesele. Seçim atmosferi değerlendirilirken bu görüntüyü küçümsemek doğru değil. "Bu bir meslek odası seçimi, düşmandan toprak mı kazanıldı?" sorusu hem meşru hem de önemli. Meslektaşlar arasındaki ilişki, bir zafer, mağlubiyet çerçevesine oturtulduğunda kurumsal yarayı derinleştirir. Yıllarca aynı komisyonlarda çalışacak insanlar arasına duvar örmek, kazanan tarafa değil kuruma zarar verir.

Diğer Şehirlerde Sonuçlar

İstanbul dışındaki şehirlerde tablo daha dengeli seyretti. Seçimlerin ardından şubelerde başkanlık sonuçları şu şekilde oluştu:

  • Adana: Hıdır Çak
  • Ankara: Ahmet Onur Özergene
  • Antalya: Soner Akdoğan
  • Aydın: Erbil Gökhan Sözeri
  • Balıkesir: Gürkan Özcan
  • Bursa: Serdar Atilla Erdem
  • Çanakkale: Fatih Erkan
  • Denizli: Seyhun Türk
  • Diyarbakır: Ebru Aydın Tekyıldız
  • Erzurum: Rahmi Sağıroğlu
  • Eskişehir: Oytun Gökten
  • Gaziantep: Mehmet Bulut
  • Hatay: Nebil İstanbullu
  • İzmir: Bengi Atak
  • Kocaeli: Ali Akgün
  • Konya: Erdem Naltekin
  • Manisa: Gökhan Dürgen 
  • Mersin: Hüseyin Erkan
  • Muğla: Levent Çimen
  • Sakarya: Semih Uçar 
  • Samsun: Hüseyin Talak 
  • Tekirdağ: Hakan Okuş 
  • Trabzon: Mustafa Tiryaki 
  • Uşak: İbrahim Dağgezen 
  • Van: Yakup Ebiri

Bazı şubelerde mevcut yönetimler güven tazeledi, bazılarında ise yeni dönem açıldı. Hiçbirinde İstanbul'daki kadar sert bir kırılma yaşanmadı. Ancak bu şubelerin kendi iç dinamikleri de ayrı ayrı okunmayı hak ediyor, İstanbul'un gölgesinde kaybolmamalılar.

Yeni Yönetimin Önündeki Tuzaklar

Seçimi kazanmak bir şey, ödülü hak etmek başka bir şey.

İstanbul'daki yeni yönetim ağır bir mirası devraldı; hem yapısal hem de sembolik. Önce sembolik olanı söyleyelim: Siyasi kutlamaların gölgesinde başlayan bir dönem, o gölgeyi dağıtmakla yükümlü. Meslek örgütü kimliği, başladığınız yerden değil, oraya nasıl baktığınızdan şekillenir. "Odaları siyasetten ayırın" naraları atan ama siyasi desteğin nimetinden yararlanarak koltuğa oturan ve ardından "biziz bağımsız oda" diyen bir yönetim, hem üyelerine hem de kamuoyuna karşı ciddi bir güven açığıyla boğuşmak zorunda.

Yapısal mesele daha da zorlu. İstanbul İMO büyük bir şube. Büyük bütçeler, büyük projeler, büyük sorumluluklar. Mühendislik standartları, kentsel dönüşüm, yapı güvenliği raporları, mesleki eğitimler, bunların hepsi teknik altyapı ve kurumsal birikim gerektiriyor. Seçim kampanyasındaki vaatler ile kurum yönetme gerçekliği arasındaki mesafe genellikle büyük olur. Yeni yönetim bu mesafeyi kapatmakla sınanacak.

Bir de muhalefet meselesi var. Kaybeden tarafı marjinalleştirmeye, kurumun imkanlarından dışlamaya ya da tasfiyeye çalışmak, kısa vadede cazip görünebilir. Ama bu yol kurumu zayıflatır. Güçlü meslek örgütleri, içlerindeki farklı sesleri eritip homojen bir yapıya dönüşerek değil; o çeşitliliği üretken bir gerilime çevirerek ayakta kalır.

Sonuç: Sandık Uyarır, Görmezden Gelmek Yıkım Getirir

Bu seçimler birkaç net mesaj verdi.

Çağdaş Grup için söylenecek şey açık: Bu yenilgi, bir kampanya hatası değil, yıllara yayılan örgütsel erozyon ve konfor körlüğünün faturası. Bunun sert biçimde kabul edilmesi, yüzeysel "42 oy farkı" anlatısının bir kenara bırakılması gerekiyor. Aksi halde bir sonraki seçimde aynı hatalar farklı şehirlerde tekrarlanacak.

Yeni yönetim için söylenecek şey de açık: Kazanmak meseleyi kapatmaz, açar. Meslek onurunu taşımak, siyasi desteğin gölgesinde değil onun ötesinde bir tutum geliştirmeyi gerektiriyor. Bunu başarırlarsa saygın bir dönem yazılır. Başaramazlarsa, bu seçim yalnızca bir isim değişimi olarak kalır.

Seçim günü senet günü gibidir, çabuk gelir.

Merhaba, ben Emirhan Aydın, inşaat mühendisiyim ve aile şirketimiz 27 yıldır Kütahya inşaat sektörünün en önde gelen firması. Blogumdaki içerikler sizlere fayda sağlanması açısından hazırlanmış özenli yazılardır. Ancak unutmayın ki inşaat işlerinde bir profesyonele danışmak en iyisidir. Lütfen kafanıza takılanları bana sormaktan çekinmeyin. Bana sosyal medya hesaplarımdan veya buradan ulaşabilirsiniz.

Görüşmeye katılın