Ucuz Proje Yapan Mühendisler mi Suçlu, Yoksa Bu Düzen mi?
“Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.”
Bu sözü duyduğum an, son yıllarda inşaat mühendisliği mesleğiyle ilgili yapılan bütün tartışmalar gözümün önünden geçti.
Ucuz Proje Tartışması
Bir meslektaşım, statik projelerin çok düşük bedellerle yapılmasından yakınıyordu. Aylık şu paraya bu iş yapılır mı, bu emeğin karşılığı bu mu gibi cümleler kurdu. Açıkçası bunlar yabancısı olduğumuz serzenişler değil. Zaman zaman hepimiz aynı noktaya geliyoruz.
Mesleğin hak ettiği yerde olmadığı ortada. Bugün piyasada yeni mezun, karı koca iki inşaat mühendisi düşünelim. İyi ihtimalle eve giren toplam para 90.000 TL civarında olacak. Bu rakamla hayat mı kurulacak, gelecek mi planlanacak, ev ya da araba hayali mi kurulacak?
Görünmeyen Giderler
Konu sadece maaş da değil. Serbest çalışan bir mühendisin sırtında ofis kirası var, Bağ-Kur primi var, ev giderleri var. Ay sonu geldiğinde bu kalemlerin hiçbiri kendiliğinden ortadan kalkmıyor. Kimse “bugün iş yoktu, bu ay ödeme yapmana gerek yok” da demiyor.
Bu şartlarda insanlar ayakta kalmaya çalışıyor. Piyasanın acımasız rekabeti de tam olarak burada başlıyor.
Plansızlık ve Sonuçları
Her ile açılan üniversiteler, kontrolsüz kontenjanlar, yılda on binlerce inşaat mühendisinin mezun edilmesi… Süreç böyle ilerlerken yılda onbin mezun verildi, puanlar düştü, başarı sıralamaları üç yüz binleri gördü. Sonuç mu? Mesleğin itibarı zedelendi.
Sermaye güçlendi, liyakat geri plana itildi. Bugün şantiyelerde müteahhit veya usta sözünün daha yüksek sesle çıkmasının, mühendisin değersizleştirilmesinin temelinde bu tablo var.
Bir Cümle, Bir Duraklama
Tam bu düşünceler zihnimde dolaşırken, çok değer verdiğim bir meslek büyüğüm konuşmaya girdi ve o cümleyi kurdu:
“Kimse sınanmadığı günahın masumu değildir.”
Sonra da ekledi:
“Benim bugün halim vaktim yerinde. Ama yokluk içinde olsaydım, ay sonu kiramı ödeyebilmek için düşük bedelle proje yapar mıydım? O şartları yaşamadan yüksekten konuşamam, eleştirmeye hakkım yok.”
Kolay Olan Yargılamak
Gerçekten de öyle. Hali vakti yerinde olan için ahkam kesmek çok kolay. Dünyayı siyah ve beyaz diye ayırmak, doğruyu ve yanlışı keskin çizgilerle tarif etmek zahmetsiz. Zor olansa, başkasının yaşadığı sıkışmışlığı gerçekten anlamaya çalışmak.
Bugün ucuz proje yapanı yerden yere vurmak kolay. Ama o insanın ay sonu hesaplarını, ödemelerini, kaygılarını görmeden konuşmak adil değil.
Aklımda Kalan
Bu yazıyı bir savunma ya da suçlama olarak görmüyorum. Daha çok bir hatırlatma gibi... Herkesin sınavı farklı. Herkes aynı şartlardan geçmiyor.
O yüzden belki de en doğrusu, yargılamadan önce durup düşünmek. Çünkü gerçekten de kimse, sınanmadığı günahın masumu değil.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Aşağıdaki yorum bölümünden görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.


Görüşmeye katılın